|
Sanat, ırk, dil, din, politika tanımamalı... |
|
|
|
|
Dink'in 5. Ölüm Yıldönümünde Rus Ermenisi Kemancı Mikhail Simonyan,
CSO'yla Barber Konçerto Çaldı...
Tamamen bir raslantı... Ama sanatın ırk, dil, din, milliyet, politika gibi kavramların üzerinde olması gereğini bizlere bir kez daha anımsatan bir raslantı. Karanlık güçlerin azmettirmesiyle öldürülen TC. vatandaşı, gazeteci, yazar, barış insanı Hırant Dink'in öldürülüşünün 5. yıldönümünde, Ankara'da Rus Ermenisi kemancı Mikhail Simonyan, Polonyalı şef Marek Pijarowski yönetimindeki CSO eşliğinde Amerikalı besteci Samual Barber'in Keman Konçertosunu seslendirdi.
Konser öncesi baktım, bizim müzisyenlerle sohbet ediyor, gayet mütevazi, 26 yaşında, evlilik töreni öncesi, Ankara'da iki konser yapıp gidecek olan bir müzisyen. Türkiye'de ilk kez çalıyor, yanlış anımsamıyorsam bir kaydını Serhan Bali yayımlamıştı radyoda... Sahnede de sempatik, ama herşeyden önce gayet müzikal biçimde seslendirdi konçertoyu... Şef ve orkestrayla uyumu yerli yerindeydi. Özgeçmişinde ilk kez 13 yaşındayken Amerika'da Lincoln Center'de sahneye çıktığı, 10 yıl sonra da aynı salonda verdiği Prokofyef resitalinin canlı kaydının ilk CD'si olarak yayımlandığı yazılı.
Simonyan'ın elinde harika bir keman var. Henüz 1.5 yaşında, Fransız luthiye Christophe Landon tarafından yapılmış, 1743 bir Stradivari'nin replikası... Ama tatlı ses rengi olan, volümü yerli yerinde bir saz. Konser sonrası luthiyeyi kutladım, o da teşekkürün yanında CSO'nun eşliğini ve elde ettiği “sound”u çok iyi bulduğunu vurguladı. Simonyan, böylece Türkiye'de ilerki yıllarda da görmeyi arzu ettiğimiz genç kemancılar arasında yerini aldı.
Orkestra konsere Dvorak'ın az sahnelenebilen Vanda operasının uvertürüyle başladı. İkinci yarıda ise Rahmaninof'un Op.45 Orkestra İçin Senfonik Dansları'nı seslendirdi. Marek Pijarowski çeyrek yüzyılı aşkın süredir gelip gittiği CSO'da, Rahmaninof'un yaratıcılığını kanıtladığı yapıtlardan biri olan danslarda, her zamanki ciddiyetiyle güzel bir yorum çıkardı...
Şefik KAHRAMANKAPTAN www.kahramankaptan.com
|
|
BESOM Beste Yarışmasında Finalistler Belli Oldu... |
|
|
|
|
Final Konseri 13 Şubat'ta Bilkent'te... Yapıtları Cihat Aşkın seslendirecek...
Şefik KAHRAMANKAPTAN
B E S O M'un (Besteciler, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği Derneği) Ankara Kızılay Rotary Kulübü Derneği'nin desteğiyle düzenlediği, “Cumhuriyetimize Armağan” 2. Ulusal Beste Yarışması’nın finalistleri belli oldu. Suna Kan, Ersin Onay, Cihat Aşkın, Hasan Uçarsu, Sayram Akdil ve Yiğit Aydın'dan oluşan seçici kurul, yarışmaya gönderilen on keman-piyano bestesini önce partisyon üzerinden inceledi, toplantıda ise Gülüm Sürmen'in piyanosu eşliğinde Cihat Aşkın'ın icrasıyla dinleyerek değerlendirme yaptı. Jüri çalışmalarını BESOM'un onursal başkanı Muammer Sun ile yönetim kurulu üyeleri Arda Erdem, Onur Türkmen, Orhun O rhon da izledi.
Finale kalan yapıtların rumuzları şöyle:
"33333" , "97250", "88888", "3G5HJ", "11100", "ÇĞİÖŞ", "19019", "Ssiol".
Bu rumuzlarla yarışmaya katılan bestecilerin, yapıtlarının keman partilerini BESOM'a göndermeleri ve final konserinin yapılacağı 13 Şubat 2012 Pazartesi günü saat 19.0o'dan önce Bilkent Konser Salonu'nda bulunmaları istendi. Final konserini dileyen tüm müzikçi ve müzikseverler ücretsiz olarak izleyebilecek. Sekiz yapıt, final konserinde de Gülüm Sürmen'in piyanosu eşliğinde kemancı Cihat Aşkın tarafından seslendirilecek, ilk üç sırayı paylaşan ve mansiyon alan yapıtlar jürinin konserin ardından yapacağı toplantı sonunda açıklanacak. Geçen yıl, piyano dalında yapılan beste yarışmasına yüz dolayında beste katılmıştı. Yarışma, özellikle müzik eğitimini sürdüren öğrencilerin de çalabileceği yeni Türk yapıtlarının kazanılması ve öğretmen, öğrenci ve müzikcilerin hizmetine sunulması amacıyla düzenleniyor. BESOM yönetim kurulu 2013 yılındaki yarışmanın üflemeli çalgılar-piyano ikilisi için düzenlenmesini kararlaştırdı. BESOM 3. Beste Yarışması'nın şartnamesi de önümüzdeki ilkbaharda açıklanacak.
|
|
|
Bir Ev Dinletisinin Çağrıştırdıkları... |
|
|
|
|
Reyhan Görbil'i dinlerken...
Ev dinletileri, özellikle oda müziğinin doğup geliştiği Avrupa'da neredeyse müzik yaşamının doğal bir parçasıdır. Çoğu evde bir duvar piyanosu, amatörce de olsa yaylı saz çalan birileri bulunur. Bizde de İstanbul ve Ankara'da zaman zaman ev dinletileri bazen sanatçılar, bazen de organizatör veya derneklerce düzenleniyor. Geçenlerde E.Büyükelçi Şule Soysal'dan, “Evimde bir şan dinletisi olacak, bekliyorum” davetini alıp solistleri de öğrenince kalkıp gitmek farz oldu. İyi soprano Reyhan Görbil (d.1970) ile genç tenor Emrah Sözer (d.1984), usta piyanist Johan Botka eşliğinde acaba nasıl bir izlence yapmışlardı? Emrah, daha bilinen ve popüler şarkılara ağırlık verirken, Reyhan Görbil az bilinen Rus ve Alman şarkılarını seslendirip, şandaki ustalığını da Puccini-Gianni Schicchi'den Lauretta'nın o hârika ary ası “O mio babbino caro...” yla sergiledi. Görbil'in özellikle Slav şarkılarındaki duygululuğu, başarılı tekniğiyle gerçekleştirdiği hafif söyleyişle ortaya çıkarması övgüye değerdi. Güçlü ses Emrah Sözer'in Ankara Operası'nda çeşitli operalarda küçük de olsa solo rollerde şans bulmasına karşın, başrol oyuncusu Reyhan Görbil'e sadece, hayli başarılı olduğu birkaç Tosca temsilinde fırsat verildi. Bu sezonu boş, çünkü kendisine rol yazılmadı. Bilmem, çok güzel söylediği Chopin, Ç aykovski, Rahmaninof şarkılarıyla başka dinleti olanağı bulacak mı?
Ankara Opera Müdürü Erdoğan Davran, birlikte çalıştığı üst kadrosunda bir değişikliğe gitti. Yönetsel konular, kastlar ve akışlarla görevli “Başrejisör”lüğe bas Mithat Karakelle (d.1965), “Sanat danışmanlığı”na da bariton Eralp Kıyıcı (d.1967) geldi. Genel Müdürlüğün her müdürlüğe pilot iller belirlemesinden sonra Ankara Müdürlüğü, her ay Sivas ve Kayseri'de de birer opera veya bale temsili yapacak. Şubat ve Mart aylarına Don Giovanni ve Rusalka operaları, Nisan'a V.Murad balesi hazırlanıyor, işler yoğun... Operada, gençlerin daha olanaklı rolleri zorlaması, iyi solistlerin başrolleri alabilmesi, Batı'da daha çok etkinliğe bağlıdır. Genel müzik direktörü, rejisörün de görüşünü alarak tüm kastların hazırlıklarını izler ve ilk gece kimin söyleyeceğine karar verir. Bizde başka etkenler de işin içine girer, özellikle de “kıdem”e öncelik verilir! Böyle olunca da, hem yöneticiler zorluk çeker, hem nitelikli solistlerin hakkı yenebilir, hem de dedikodu bitmez! Bakalım hazırlanan operalarda kimleri göreceğiz?
Not: Evinde dinleti düzenlemek isteyenlerler için başvuru:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
CA-394 / 20 Ocak 2012 / Cumhuriyet Ankara Eki / Yansımalar / Şefik Kahramankaptan
|
|
Üç İyi Yeni Yıl Konseri... |
|
|
|
|
Yılbaşı konserleri, müzikte gevşemenin, kitleye açılmanın, biraz eğlenmenin, gelen yılla ilgili umutların anlatımıdır. Ankara 2012'ye üç iyi yeniyıl konseriyle “Merhaba” dedi. CSO'nun Arena'daki konserinin ilk bölümünü TRT-Müzik kanalında, rahmetli Hikmet Şimşek'i anarak “Pazar Konseri” programında izleyebildim. Ankara'nın “üç soprano”su Esin Talınlı, Funda Ateşoğlu ve Çiğdem Kurt Önol ile uluslararası lirik tenorumuz, iki Grammy ödülü ortağı, Mersin Operası'ndan Bülent Bezdüz konserin solistleriydi. Şef Erol E rdinç, hafif Latin, Napoliten ve yerel düzenlemelerden oluşan bir programı ağırbaşlılıkla, kendini fazla ortaya koymadan, solistleri ve orkestrayı öne çıkararak gerçekleştirdi. Are na'd a yapılan konserlerde ilk kez ortalamanın üstünde bir seslendirme düzenine Tv'den tanıklık ettim. Solistlerle orkestranın ses dengesi gayet iyi ayarlanmıştı. Konunun uzmanı Yalçın Tuğsavul ekibiyle başarılı bir iş çıkarmış. Ama, sahneye sonradan eklenen platformda söyleyen aşırı makyajlı sopranolara yönelik ışık, TV'de onların tüm yüz güzelliklerini maskeleyen bir görüntü oluşturmuştu. Konserin ikinci yarısını önümüzdeki pazar günü saat 12.00'de TRT-Müzik kanalında izleyeceğiz. Ankara müzik kurumlarının Bülent Bezdüz'e başka konser ve temsiller için de çağrı yöneltmesi dileğimiz...
Öteki iki konserin şefi aynıydı. Işın Metin önce Bilkent Senfoni'yle Amerikalı siyahî mezzo soprano Denyce Graves' i ağırladı. Bir dostumun tanımlamasıyla “ballı-baharatlı” bir sese sahip Graves, Amerikan müzikallerinden şarkılarla üç yıl önceki Mersin konserinden sonra Ankara'da da dinleyicinin büyük sempatisini kazandı. Metin, Ankara Devlet Opera'sının yeniyıl konserini de kısa sürede hazırlayıp yönetti. Geçtiğimiz Eylül ayında Atina Ulusal Operası'nda “Aşk İksiri”ni yapan Metin, giderek opera alanına açılıyor. Sopranolar Çiğdem Önol, Funda Ateşoğlu, Esra Akcan, Görkem Ezgi Yıldırım, mezzo Şebnem Algın, tenorlar Murat Karahan, İhsan Ekber, Ünüşan Kuloğlu ile İzmir solistlerinden bariton Altuğ Dilmaç'ın yeraldığı izlenceyi opera yönetimi hayli uzun ve yoğun tutmuştu. Müzikal, Napoliten ve türkü düzenlemeleri, ölçülü mizansen, akışkan trafik, dinleyiciden olumlu tepki alan yerinde esprilerle bu yılbaşı konseri hedefini tutturdu. Tenorlar biraz ağır bastı, Murat Karahan “Çökertme”, İhsan Ekber “Altın hızma”, Ünüşan Kuloğlu Giuditta'dan “Octavio'nun aryası”yla dinleyicinin kalbini kazanırken, şef Işın Metin de alçakönüllü, ekibi ön plana çıkaran tutumuyla, opera anlayışına uyumlu, çalışkan bir görüntü verdi. Bilmem TRT bu konseri de çekti mi ve ilerki haftalarda yayımlar mı?
CA-393/ 13 Ocak 2012 / Cumhuriyet Ankara Eki / Yansımalar / Şefik Kahramankaptan
|
|