RSS

Karamsarlık,Vefa, Bilinç,İnanç, Umut… Karışık Duygularla Merhaba 2010

Cumartesi ~ Ocak 01, 2010 by admin Posted in Cumhuriyet Yazıları

Yansımalar / Şefik Kahramankaptan, 1 Ocak 2010

turgut-pogun-ve-orhun-orhon-bgsoda-selamda

Karamsarlık,Vefa, Bilinç,İnanç, Umut…
Karışık Duygularla Merhaba 2010

Yeni yılı karışık duygular içinde karşıladım. Ülkemizin ortamı malûm. Bu ortam ve yitirdiklerimiz kişiyi karamsarlığa sürüklerken, insanın öyküsünün, her koşulda benzer biçimde devam ettiğini gördük. Türk tiyatrosunun Ertuğrul Muhsin’den sonra, ikinci babası, anıtı yaşarken dikilenlerden Cüneyt Gökçer nicedir yaşam savaşını hastanede sürdürüyordu, 89 yaşında soluğu kesildi ve sanat camiasının yoğun katılımıyla uğurlandı. Bilkent’in tiyatro bölümünün de kurucusuydu, yıllardır rahatsızlığı nedeniyle aktif hiçbir katkısı olamamasına karşın, kapıdaki tabelada adı “Tiyatro Bölüm Başkanı” olarak hep korundu. Olumlu bir bir “vefa” örneği… Bilkent’teki uğurlama töreninde 94 yaşındaki “Hocabey” İhsan Doğramacı’nın da çelengi vardı ama o da ne yazık ki, bir aydır hastanede yoğun bakımda tutuluyor… Bu arada nice öğrenci yetiştirmiş, oda müziği alanında, şan eşlikçiliğinde ülkemizi yurtdışında hep başarıyla temsil etmiş, mezzosoprano Ezgi Saydam’ın babası Ergican Saydam da sonsuzluğa uğurlandı…
Bu ağır, karamsar havanın yanında, cıvıltılı, insana umut ve mutluluk veren olaylara da tanıklık ettik yılın son haftasında… Gene Bilkent’te Gençlik Senfoni Orkestrası’nın konseri, inançla ve doğru yöntemlerle yapılan müzik eğitiminin nasıl hızlı ve olumlu sonuç verdiğinin bir göstergesiydi. Gençlik Orkestrası denilince akla öncelikle lisans (üniversite) öğrencilerinin oluşturduğu, eksiklerin lise sonlardan tamamlandığı bir yapı gelir. Bilkent’te ise şimdilerde tam tersi bir durum yaşanıyor. Bu bir lise orkestrası ve lisede henüz olgunlaşmamış çalgı dallarından birkaç takviye lisans bölümünden geliyor! Şöyle bir göz atıyorum, arka rahlelerden itibaren yeni katılımlar var lise bir ve ikilerden… Daha düne kadar 23 nisan konserlerinde çalanlar artık gençlik orkestranın üyeleri. Daha yeni Romanya’daki Enescu Yarışması’nda kendi kategorilerinde üçüncülük ödülünü kazanan lisans öğrencisi Aybek Alimov başkemancı yardımcısı, başkemancı Nazlı Avcı’nın ise artık son dönemi, lisansı bitiriyor. Enescu Yarışması’nda birinciliği elde eden Berfin Aksu ise halen dinleyici çünkü o ilköğretim öğrencisi henüz…
Bu kadar genç bir orkestra herhalde basit, hafif yapıtlar seslendirir diye düşünürseniz yanılırsınız!
Şefleri Orhun Orhon’un yaptığı program Sibelius’un Finlandiya’sıyla başladı, ardından olgun yaylı topluluklarının bile uzun emeklerle hazırladığı R.Strauss’un Metamorfozlar’ı geldi. Teknik olarak sorunsuz ve temiz bir icra çıkardı gençler bu zor ve ağır yapıtta… Hâtta ellerindeki kalitesiz, kötü enstrümanların bazılarına icra sırasında çıkardığı güçlükleri bile “âdeta birer profesyonel gibi aşmasını bildiler.

Pöğün’ün “Yol”u ilk kez…
Programda bir “dünya prömiyeri” de vardı. Yıllar önce öğrenciyken Kültür Bakanlığı’nın açtığı kompozisyon yarışmasında “mansiyon” kazanan Turgut Pöğün’ün “Bilinçlenme Hikâyesi” başlıklı dört bölümlük senfonik yapıtının ikinci bölümü olan “Yol” ilk kez seslendirildi. Demek ki bakanlık, yarışmayla elde ettiği bestelerin sslendirilmesi için pek bir çaba göstermemiş!
Besteci için yazılışından dokuz yıl sonra kağıt üzerindeki notalarının sese dönüşümüne tanıklık etmek ne büyük mutluluk… Üflemeli ve vurmalı çalgıları öykünün anlatılmasında başarıyla kullanan Pöğün’ün yapıtının bir bütün olarak seslendirileceği günü bekliyoruz şimdi. Seslendirmede dikkati çeken bir durum, arp partisinin orkestra deneyimi kazanabilmeleri için gitar bölümünün iki öğrencisi Emre Ünlenen ve Uğur Satılmış’a göre düzenlenmiş olmasıydı. Hele, burslu öğrenci olarak artık BSO’nun tüm fotoğraf çekim işlerini yapan Emre’nin önceki iki yapıtta elinde kamerası çalışıp, sonra gitarıyla sahneye çıkıp, ardından tekrar çekim işine dönüşü pek hoşuma gitti.
Liseli gençler konseri Beethoven’in 1.Senfonisiyle tamamladı. Hepsinin yüzlerinde başarının, iyi bir konser çıkarmış olmanın pırıltısı vardı. Aslında bu sadece gençlerin değil, bir sürecin başarısı… Çocuklar müzik alanında sadece “çalgıcı” olarak değil, küçük yaştan itibaren müzik kültürü ve öz disiplin konusunda da aydınlatılarak yetiştiriliyorlar. Elde ettikleri tını, kimi grupların provaya gelmeden kendi aralarında da yapıtı konuşup tantıştıkları, grup provaları yaptıklarını gösteriyor. Nitekim viyolonsel grup şefi Ferec Necef, konser sonrasındaki karşılaşmamızda ” Hocam, arkadaşların eserin havasını iyi anlamaları için ikinci dünya savaşından fotoğraflar bulup onlara gösterdim” diye anlattı. İşte bilinçli bir çalışma örneği… BMSSF dekanı Işın Metin ile yakın çalışma arkadaşları Orhun Orhon, Turgut Pöğün ve diğerlerinin emeklerinin boşa gitmediğini, kurulan öğretim sisteminin genel anlamda verimli olduğunu görmek sevindirici…

arzu-gamze-kirtil
Kırtıl Kardeşlere bir öneri
Hacettepe Senfoni Orkestrası da , şef Erol Erdinç yönetiminde yılın son konserinde ikiz piyanistler
Arzu – Gamze Kırtıl kardeşleri konuk etti. Ankara Devlet Konservatuarı’nda rahmetli Tulga Cetiz’le başladıkları piyano eğitimini Fransa’da ileri diplomalarla pekiştirdikten sonra hem konsertist hem eğitimci olarak çalışan ikizler, artık pratikte birbirlerinden ayrı. Arzu Lüksemburg’da, Gamze ise Bilkent’te eğitimcilik yapıyorlar. Fransız besteci Saint-Saens’in tanınmış “Hayvanlar Karnavalı” başlıklı iki piyano ve orkestra için yapıtını başarıyla seslendirdiler. Daha önce Ankara’da CSO ve BSO ile birer konserde iki piyano için başka yapıtlar seslendirmiş olan Kırtıl kardeşlerin, sınırlı olan iki piyano için repertuarı genişletmek adına genç bestecilerle yeni kompozisyonlar yazılması için girişimde bulunmaları önerimdir.
HSO konserlerini merkez yerleşkesindeki M salonunda veriyor. Üniversite öğrencilerinin ilgisinin bu konserlere ilgisinin giderek artıyor ve salonu dolduruyor oluşlarını görmek sevindirici. Açılış konserinde göremeyip biraz “sitem” ettiğim rektör Uğur Erdener, bu kez dileyicilerin başında yer alıyordu. Gördüm ki, hem şef Erol Erdinç’in, hemde orkestrayı oluşturan öğretim görevlileriyle lisans öğrencilerinin gözleri başka türlü parlıyor. Demek ki, kimi yöneticilerin konserlerdeki varlığı, orkestracılara psikolojik destek sağlıyor.
Yılbaşı günü yayımlanan bir yazıyı 2010 için iyi dileklerle kapatmak en doğrusu… Her ne kadar ülkede olup bitenler karşısında aklı başında insanların ruh sağlıklarını korumaları gdierek güçleşiyorsa da, tüm sevgili okuyucularıma, sağlıklı, başarılı, mutlu bir yıl diliyorum.

No Comments

Comments are closed.

320