Tüm Zamanların En İyi Piyano Bestecisi 200 Yaşında…
Cumartesi ~ Ocak 01, 2010 by admin Posted in Cumhuriyet Yazıları
Yansımalar / Şefik Kahramankaptan, 15 Ocak 2010 Tüm Zamanların En İyi Piyano 2010 tüm dünyada doğumunun 200. yılı nedeniyle “Chopin Yılı”… Bu yıldönümü doğallıkla dinleti izlencelerine de yansıyor. Bizde Chopin Yılı’nın ilk dinletisini 2 Ocak’ta piyanist Emre Şen, ÇSM’de verdi. Ardından CSO 7-8 Ocak günleri haftalık programında bestecinin iki numaralı piyano konçertosuyla Gülsin Onay’ı konuk etti. Yıl boyu her zamankinden daha sık Chopin duyacağımıza kuşku yok.

Bestecisi 200 Yaşında…
Türkiye’de Chopin denilince genellikle ilk akla gelenler, Cenaze Marşı, İdil Biret ve Polonez’lerdir. Bando için uyarlamasını sıkca duymaya alıştığımız Cenaze Marşı, Chopin’in si minör sonatının üçüncü bölümüdür. İdil Biret, dünyanın sayılı piyanistlerinden biri olarak Chopin’in tüm yapıtlarını CD kaydı yapmış az sayıdaki isimden biridir. Müzikle yakından ilgilenmeyenler için Chopin’in tüm parçaları birer Polonez’dir!
KISA, ACILI BİR YAŞAM
Kimdir Frederic François Chopin? Bu soruya rahatlıkla “Gelmiş geçmiş en büyük piyano müziği bestecisi” yanıtını verebiliriz. Adı piyano ile özdeşleşen Chopin, kısa ömrüne ülkesi Polonya’nın kültürünü, ruhunu, halkının çektiği acıları, kendi aşklarını, özlemini ve ruh durumunu yansıtan yüzlerce piyano yapıtı sığdırmıştır. 22 Şubat 1810′da Polonya’nın Zelazova-Vola kentinde doğup, 17 Ekim 1849′ da henüz 39 yaşındayken Paris’te veremden ölen Chopin, Varşova’da annesinden aldığı derslerle başladığı piyanoda ilk Polonezini 8 yaşında bestelediğinde, basın “bizim de dahilerimiz var ama ne yazık ki duyurmasını bilmiyoruz” diye yakınmış. 19 yaşında Viyana’ya giden, herkes tarafından Polonya’nın en büyük piyanist ve bestecisi kabul edilen Chopin, 1831′de Varşova’nın yeniden Rusların eline düştüğü haberi gelince, Schumann’ın “çiçeklerin arasına saklanmış silahlar” diye nitelendireceği on iki numaralı etüdünü yazarak Paris’te yerleşme kararı alacaktı.
Avrupa’yı saran barut kokularından habersiz, eğlence yaşamıyla tanınmış Paris’te değişik müzisyenlerle tanıştı. Rossini, Lizst, Hertz, hep Paris’teydi. Chopin’in en iyi arkadaşı ise Lizst olacaktı. Lizst’le piyanistlik konusunda tatlı bir rekabet de yaşamasına karşın, herkes Chopin’in bir numara olduğu kanısındaydı. George Sand ile arkadaşlığı, bu arada içine düştüğü başka aşklar, seyahatler ve hastalık, Chopin’in ömrünün son 19 yılının bir özetini verir. Büyük bir yurtsever olan Chopin’in cenazesinde vasiyeti üzerine, Mozart’ın Requiem’i seslendirilmiş, kalbi çıkarılarak Polonya’ya gönderilmiştir.
OLGUN BAŞLADI, OLGUN BİTİRDİ
Chopin bir olgunlaşma süreci yaşamamıştır. Çünkü 20’li yaşlarında yazdıklarıyla, ölümünden hemen önce yazdıkları aynı olgunluk düzeyindedir. Büyük destanlar yaratmaya uğraşmak yerine, küçük çerçevelerde duygu yüklü ezgiler yaratmayı yeğlemiş, Polonya türkülerinin yankısı hep kulaklarında “polonez”ler, “mazurka”lar bestelemiştir. Ünlü Fransız yazar Andre Gide, onun sanatını şöyle özetlemiştir: “Chopin’de ışık oyunları, su şırıltıları, rüzgâr esintileri, yaprak hışırtıları vardır. Yüksek sesle konuşmaz; iddialı bir şey söylemez. Hafifçe değinir geçer. Bu kadarıyla içinize işler, mest eder, kandırır. Ne denli alçak sesle, çekinerek, sıkılarak konuşursa, biz onun ne demek istediğini o denli iyi anlarız”.
Chopin’in günümüzde bilinen portrelerini çizip boyayan ünlü ressam Delaxroix, onu yaşamında gördüğü tek gerçek sanatçı olarak nitelendirmiştir.
Chopin’in yapıtlarında iki karşıt duygu egemendir. Bir yanda coşku, haykırış vardır, öte yanda yumuşaklık ve çekingenlik. Chopin, bu karşıt duyguları eserlerinde birbiriyle çatıştırmak yerine, bağdaştıran, birleştiren bir ezgisel bütünlük oluşturur. Chopin’in bu özelliğini Liszt şöyle anlatmıştır: “Yaradılışında binbir ayrı renkli çizgi vardı. Bu çizgiler de birbiriyle çatışır ve kesişirdi. Yine bu yüzden, bu çizgiler bir araya gelir, birbiriyle kaynaşır, böylelikle birer birer görünmez, fakat bir bütün ortaya çıkardı”. İç dünyasını dışa vurmaktaki çekingenliğini çok iyi analiz eden Schumann, Chopin’in iç dünyasının, eserlerindeki durak ve susuşlardan anlaşılabileceğini söylemiştir. Senfoni ve opera yazmamasına, piyano konçertosunda da ikiden ileriye gitmemesine karşın, Chopin’in her piyano yapıtında orkestral bir zenginlik algılanır.
BEKLENEN İKİ KİTAP
Chopin’in müziği, Polonya ile Türkiye arasında da hep olumlu bir kültür köprüsü görevi görmüştür.
Chopin müziğini sürekli ve başarıyla seslendirmeleri nedeniyle İdil Biret’in Polonya Hükümetinden iki, Gülsin Onay’ın da bir nişanı bulunuyor. Biret’in ayrıca komple Chopin kayıtları nedeniyle Varşova’ da Chopin konkuru jürisinin verdiği özel “Grand Prix du Disque Fréderic Chopin” ödülü de (1995) bulunuyor. Biret’in Ankara’da Polonya nişanını alırken yaptığı konuşmadaki şu değerlendirmesi, dikkatle üzerinde durulmaya değer: “Chopin’in dünyası piyanistler için biraz da tehlikelidir. Zira Chopin’ın eserlerinin derinliğine girdikten sonra hiç bir diğer bestecinin onun piyanoda ulaştığı mükemmelliğe erişemediğini düşünürüz. İşte Chopin’ın vardığı bu mükemmelliği kendi çizdiği gelenekler içinde kalarak yorumlarında yansıtabilmek günümüz piyanistleri için büyük bir meydan okumadır. Chopin’in bütün eserlerinin plak kayıtlarını yaparken ve bu eserleri Türkiye’de, Polonya’da ve Dünyanın diğer bir çok ülkesinde konserlerimde icra ederken bunu daima hissettim.”
Gülsin Onay da, “Chopin’in eserleri doğumundan 200 sene sonra bile dinleyicileri aynı tazelikte etkiliyor. Bu mucizevî iletişime onu her yorumlayışımda tanık oluyorum. İnsanlık, Chopin’in müziğiyle şüphesiz daha nice yüzyıllar boyunca beslenerek zenginleşecektir.” diyor.
Biret Chopin yılında bestecinin ülkesinde Krakov’da 19-20 Şubat’ta Kazimierz Kord yönetimindeki Krakov Filarmoni Orkestrası eşliğinde Chopin’in birinci piyano konçertosunu seslendirecek, 22 Şubat’ta da Lublin’de besteci anısına bir resital verecek. Yıl boyu, başta İngiltere, Almanya ve Amerika’daki programları olmak üzere Chopin yapıtlarına yer verecek olan İdil Biret, Andre Gide’in Ömer Bozkurt tarafından dilimize çevrilen “Chopin Üzerine Notlar” adlı kitabına da bir önsöz yazdı. Andre Gide’in değindiği yapıtların İdil Biret icrasıyla toplandığı CD’nin ek olarak yer alacağı kitabın Can Yayınları’ndan bugünlerde dağıtıma verilmesi bekleniyor. Bu arada Aydın Büke’nin Chopin’in yaşamöyküsünü değişik kaynaklardan yararlanarak anlattığı “Tuşlara Adanmış Bir Yaşam” adlı kitabı da yayımlandı. Bu yılın belki de en kalıcı işleri herhalde bu iki kitap olacak.
