RSS

Oyum, Gönül Rahatlığıyla BAS Partisi’ne!

Cuma ~ Şubat 02, 2010 by admin Posted in Cumhuriyet Yazıları

Yansımalar / Şefik Kahramankaptan, 5 Şubat 2010

erdas-cabbarova-kurtoglu-ve-rodos-selamda uc-bastan-dolu-dolu-bir-terzet

Oyum, Gönül Rahatlığıyla BAS Partisi’ne!

Yok, yok meraklanmayın, politika yazmıyorum, ortalıkta seçim de yok! Ama “3 Bas Ses” konserini izledikten, bu yeni grubun oluşumunu biraz araştırdıktan sonra, yazıya bu başlığı atıverdim. Madem ki bizim üç bas, Ankara’dan Tuncay Kurtoğlu (d. 1970, Ankara), İstanbul’dan Zafer Erdaş (d.1968, Ordu) ve İzmir’den Tevfik Rodos (d.1967,Bingöl), operada yeni bir “açılım” yapıp, işi son derece ciddiye almalarına rağmen sunumlarını rahat ve esprili bir çerçeveye oturtma başarısını gösteriyorlar, bana da bu havaya uygun bir yazı kaleme almak düşer.
Mâlum, aynı ses sınıfından şarkıcıların biraraya gelmesini “Üç Tenor” adı altında yıllar önce
Pavarotti-Domingo-Carreras üçlüsü başlatmıştı. Bizde de Üç tenor uygulamasını rahmetli Ömer Yılmaz ile İhsan Ekber, Şenol Talınlı başlatmışlardı. Son yıllarda ise Şenol Talınlı’ya Aykut Çınar ve Ayhan Uştuk’un katılımıyla bu konserler sürdürülüyor. Ama üç bas sesin birarada program yapması kimsenin aklına gelmemişti. Çünkü onların “parti”leri, genellikle dramatik, buyurgan, ürkütücü partilerdir. Operalarda hep kral, korsan, baba, rahip, şeytan, katil türü rollerde boy gösterirler. Yakışıklı genç prensler, gönülçelen çapkınlar hep tenorlardır!
Peki üç tenorun programı birbuçuk saat süreyle dinlenebiliyor da, üç bas sesinki dinlenmez mi? Bu soruya herkesin “Evet” yanıtını verebilmesi için titiz bir çalışmayla tüm bas repertuarını incelemiş, bazı yeni düzenlemeler yapmış, Türk ve Rus halk müziklerinden çokseslendirilmiş türkülere el atmış ve ortaya çiçek gibi bir program çıkarmışlar. Bas aralığında yer almalarına karşın ses renkleri farklı, bu da onlara özellikle “terzet”lerde, “düet”lerde bir farklılık yaratıyor. Arya olarak tek başına söyledikleri parçaları da, seslerinin renk ve özelliğini dikkate alarak seçmişler. “Bas” sözcüğünün sağladığı kelime oyunu olanaklarını kullanarak, el broşürüne hazırladıkları “Bas’ın Bildirisi” ile internet üzerinden elime geçen bir başka metin, olumlu gülmece anlayışlarının ve kendileriyle de dalga geçme yeteneğine sahip olduklarının göstergesi. rodos-erdas-kurtoglu

BU NASIL BİR “PARTİ?”

Örneğin, Tuncay Kurtoğlu’na ait olduğunu tahmin ettiğim şu tümceye bakın: “Valla kusura bakmayın ama ben bu cüsse ile öyle piyanissimo-fortissimo falan yapamıyorum..Olmuyooo..Dile kolay tam 140 kg. Olsa olsa piyanisSUMO-fortisSUMO!!!”. Oysa konserde pianissimoları da başarıyla yaptığını izledi dinleyici!

Bir de “BAS Partisi” tüzüğü hazırlamışlar! İşte size “sol anahtarı”ndan başlayarak notalarla örülü espri yüklü tüzük maddelerinden birkaç örnek:

“BAS PARTİSİ sol eğilimli bir partidir. Genellikle sol tarafta otururlar ve solda söylerler (Kendi içinde de solun solu (FA’cılar), solun 3 solu (RE’ciler) ve RE’nin bir sağı (Mİ’ciler) olmak üzere çeşitli küçük particiklere ayrılırlar!”

“Diğer Partileri (Soprano partisi, tenor partisi, alto partisi vb.) kendi sınırları içinde komşu partiler olarak kabul eder ve SULH içinde bir arada tınlatmanın BAS lara verilen değerle mümkün olacağına inanır..”

“Özellikle operalarda ve korolarda BASların bölünmez bütünlüğünü savunur..”

“Operalardaki gelir dağılımını ve kadro yetersizliğini operalarımızın en önemli sosyo ekonomik sorunu olarak görür…Özelikle ve özellikle sergilenen büyük eserlerde (Wagner)bitmek bilmeyen geniş ölçekli aryaların (AngARYA) ve bu aryaları sağsalim söylebilmek için gerekli olan enerjiyi sağlayacak olan (BatARYA) sistemlerin temini için gerekli olan teşviğin verilmesini şiddetle savunur..”

“Telif Haklarının savunucusudur.. Özellikle iyi sergilenen oyunların TELİF haklarının besteciye, kötü geçen ve içine edilen eserlerin TELEF haklarının da BAS’ lara ödenmesini savunur..

Resim Heykel Müzesi salonunda, İzmir Operası’nın çalıştırıcılarından piyanist Cemile Cabbarova (d.1978, Bakû) eşliğinde verdikleri konserde, “3 Bas Ses” dinleyiciyi fethetti, emeklerinin karşılığını yoğun alkışla aldı. Piyanist Cabbarova, ünlü cazcı Azize’nin babası Vagıf Mustafazade’nin “Rüya” ve Tevfik Kuliyev’in “Kaytağı” adlı parçasında ülkesi Azerbaycan’ın renklerini taşıdı salona… Selman Ada’nın “Asla Unutmam” aryasında lisedaşım Kabataşlı Zafer Erdaş büyük alkış aldı. Tuncay Kurtoğlu, sadece İtalyan ve Rus operalarında değil, türkülerimize de volümlü sesi ve fiziğiyle ne denli yakıştığını gösterdi. Tevfik Rodos, Burada programa hemen bir eleştiri. Adnan Saygun’un Bozlak, Köroğlu düzenlemeleri aralarında bir Rus halk türküsünün de yer aldığı “Potpuri” adı altında sunuldu, bir bakıma bu akımı başlatan bestecimizin hakkı yenilmiş oldu, çünkü kitapçıkta adı geçmiyordu! Türküler bağımsız ve tam olarak söylendiğine göre, ayrı ayrı sunulmalı dinleyiciye…
Konserin dikkati çekici bir olumlu yanı da, mizansen ve reji olarak verimli, iyi işleyen, batmayan bir çalışmanın yapılmış, uygun giysilerin seçilmiş olmasıydı. Tahminim, bu işleri Tuncay Kurtoğlu’nun kotardığı yönünde. Geçen yıl Ankara’da Finli bariton Tom Krause ile yönetmen Eija Tolpo’nun ustalık sınıfında yorum, mimik ve sahne çalışmalarına katılmasının semerisini bu konserde görmüş olmalı. Belli ki, öğrendiklerini uygulamış.
Geliştirdikleri bu konsept için üç bassoyu gönülden kutluyor ve çalışmalarının uzun ömürlü olmasını diliyorum. Türkiye’yi özellikle türkü zenginliğiyle yurtdışında rahatlıkla temsil edecek, ilgi görebilecek bir çalışma. Ülke içinde ise, gidecekleri her ilde büyük ilgi toplayacaklarına hiç kuşku yok. Üç ayrı müdürlüğün elemanı olmalarına, operalarda rolleri bulunmasına karşın, genel müdürlüğün eşgüdümüyle her yıl değişik programlarla 15-20 konser verebilirler, vermeliler de… Hele bugünlerde, romans, lied türü repertuarı da araştırdıklarına göre, programları daha da zenginleşecek demektir. Bu arada İlhan Baran’ın hârika türkü düzenlemelerinin yer aldığı iki defteri incelemeyi de unutmamalılar.
Bilgisunardaki sitelerinden daha ayrıntılı bilgi edinilebilir: www.3basses.com

No Comments

Comments are closed.

255