Hırvatistan’ın “Besteci Cumhurbaşkanı”na Ankara’dan Alkış…
Pazartesi ~ Şubat 02, 2010 by admin Posted in Cumhuriyet Yazıları
Yansımalar / Şefik Kahramankaptan, 19 Şubat 2010 Hırvatistan’ın “Besteci Cumhurbaşkanı”na Ankara’dan Alkış… Değerli dostum besteci Kamran İnce’den geçenlerde bir ileti aldım. Kendisine Hırvat Besteciler Derneği Genel Sekreteri Antun Tomislav Saban’ın “mutluluk ve gururla” notu düşerek gönderdiği duyuruyu bilgim için bana da iletiyordu. Okuyunca, sanki bir Hırvatmışım gibi, âdeta “zevkten dört köşe” oldum. Duyurunun içeriğini özetle de olsa, sizlerle paylaşmak istiyorum: CSO’YA ÖNERİYORUM MOSKOVA BAŞAR CAN’A YARAMIŞ

“ Sevgili arkadaşım ve besteci meslektaşım – aynı zamanda Hırvat Besteciler Derneği’nin benden önceki genel sekreteri- Dr. Ivo Josipoviç’in Hırvatistan cumhurbaşkanı seçildiğini sizlere zevkle duyuruyorum. Bir eğitim ve kültür insanını seçen, onu devlet başkanlığına getirilmiş ilk besteci yapan halkımla çok gurur duyuyorum. Bu Hırvatistan’dan dünyaya, özellikle de İvo’nun ülkemizi 2012 yılına dek tam üyeliğe götürme ayrıcalığını üstleneceği Avrupa Birliği’ne gönderilmiş çok güçlü bir iletidir. Kültür, sanat ve eğlence kesimlerinde çalışanlarımızın tümü, geleceğin Hırvatistan cumhurbaşkanının kişiliğinde güçlü bir savunucu ve destekçi bulacaklardır. Geçmişteki sanat, iş ve siyasal yaşamında İvo, Hırvatistan’da kültür, sanat, müzik ve yazar hakları adına büyük işler başardı. Devlet başkanı olarak da, bu alanlardaki desteğini yurt içinde ve yurt dışında sürdüreceğinden hiç kuşkum yok.”
Bilmem, sözü uzatmaya gerek var mı? Gözlerimin içine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız!
Dr. Ivo Josipoviç 1957 Zagrep doğumlu, müzik ve hukuk eğitimini birlikte sürdürerek 1983 yılında Zagrep Müzik Akademisinden kompozisyon dalında derece alırken, aynı zamanda hukuk doktorası sahibi olmuş. Besteciliğini yanısıra, ceza hukuku ve uluslararası hukuk alanında Hırvatistan’ın önde gelen uzmanlarından. Çalışmalarının odağını savaş suçları ve insan hakları oluşturuyor. Zagrep Hukuk Fakültesi’nde profesör, altı yıldır da milletvekili… Sosyal Demokratların adayı olarak oyların yüzde 60. 3′ünü alan Josipoviç’in seçilince yaptığı konuşmayı bilgisunarda araştırdım. “Yeni adalet programını uygulama sözü veriyorum. Suç örgütleriyle mücadele önceliklerim arasında. Bu ülke emeğin ödüllendirilip suçun cezasını bulduğu bir ülke haline gelecek” demiş. Gel de alkışlama!
Beste çalışmaları arasında 50 dolayında orkestra, oda müziği solo ve şan yapıtı bulunuyor. Bunlardan bazıları Hırvatistan içinde ve ve uluslararası yarışmalarda ödüllendirilmiş. Önerim, öncelikle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nadır. Hemen Hırvatistan Büyükelçiliği’yle temasa geçip, hem ülkenin üçüncü cumhurbaşkanını kutlamalı, hem de orkestra yapıtlarından örnekler istemeli, önümüzdeki sezonun programında da mutlaka bunlara yer vermelidir! CSO’nun daimi şefi Rengim Gökmen’in yöneteceği haftalardan birine yakışır, Josipoviç seslendirmesi… Ivo Josipoviç’in Türkiye’yi ziyareti sözkonusu olduğunda da, CSO bestecinin yapıtlarından birini mutlaka o hafta seslendirmelidir.
Küçüklüklerinden itibaren izlediğim gençlerin olumlu gelişimi bana büyük keyif veriyor. Geçen hafta, piyanist Başar Can Kıvrak’ı ( d.1985, Ankara) Çankaya Belediyesi ÇSM’nde verdiği resitalde dinledim ve “Moskova Başar Can’a yaramış” saptamasında bulundum…
Başar Can, Moskova’daki Çaykovski Konservatuvarı’nda kayıtlı dört Türk piyano öğrencisinden biri. Diğerleri de çok başarılı olduğunu duyduğum, birkaç yıldır dinleme fırsatı bulamadığım Özgür Ünaldı ile , Cem Babacan ve Kenan Tatlıcı… Özgür ile Başar Can, Bilkent MSSF’ni Gülnara Aziz’in öğrencisi olarak bitirdiler. Babacan Menekşe Akar’ın, Tatlıcı da Binnur Ekber’in HÜADK’nda piyano öğrencileriydi. Şimdi Çaykovski Konservatuvarı’nda kariyerlerini geliştirme, girdikleri programları tamamlamak için terliyorlar. Fazlaca gözlerden ırak olmamak için de, Türkiye’den gelen dinleti tekliflerine hep sıcak bakıyorlar. Nitekim Özgür, İstanbul’da AkSanat’ta, Başar Can, Ankara Radyosu Stüdyo Konseri ve ÇSM’nin yanısıra İzmir Sanat’ta da çaldı.
Sıkı bir program hazırlamıştı Başar Can… Beethoven ve Schumann’dan birer sonat, ardından Lizst ve Rahmaninov’dan ikişer etüd, arada da Chopin’den bir balad… Teknik konuları daha Türkiye’deyken çözmüş olan Başar Can’ın programını büyük bir disiplin ve soğukkanlılıkla seslendirmesi, gereksiz teatral gösterilerden uzak durması pek hoşuma gitti. Başarcan özellikle Beethoven 2 numaralı sonat ile Lizst ve Rahmaninov etüdlerde “olgun”, müzikal bir yorum sergiledi. Yanyana oturduğumuz önemli müzik eğitimcisi, kemancı Prof. Ali Uçan, Schumann’ın 2 numaralı sonatının sonunda “İşte bu..Bravo” diye zıpladı.
Bir de, salonu dolduran dinleyicilerden bazılarının plastik su şişelerini dinleti sırasında açmalarından doğan çıtırtılar, naylon kabanlarını vestiyere vermek yerine kucaklarında taşıyanların hareketlerinden doğan hışırtılar ve “profesyonel” makine kullanan fotoğrafçının bitip tükenmez obtüratör sesleri olmasaydı, kuşkusuz daha büyük keyif alacaktık bu dinletiden…
Bilkent’teki hocası Gülnara Aziz de dinleyiciler arasındaydı. “Moskova Başar Can’a yaramış” saptamamı aktardığımda “Hem de çook” diye ekledi… Gençlerin ilerlemesi, başarısı, ebeveynden itibaren tüm açık ve gizli katkı sahiplerinin göğsünü kabartıyor. Hepsinin bahtı açık olsun…
