RSS

Ya Eğlence ve Magazin Dünyası Olmasaydı?

Cuma ~ Şubat 02, 2010 by admin Posted in Cumhuriyet Yazıları

Yansımalar / Şefik Kahramankaptan, 26 Şubat 2010

Ya Eğlence ve Magazin Dünyası Olmasaydı?
Lizbon’daki büyük stadyumu yaptırtan, 1933-1974 arasında tam 31 yıl iktidarını sürdüren Portekiz’in faşist diktatörü Salazar, “Futbol olmasaydı ülkeyi yönetemezdim” itirafında bulunmuştu. Mevlana’nın evrenselleşmesini konu alan Çağrı balesinin prömiyeri için gittiğim Samsun’da, TV’de halkoyuyla seçilmiş Başbakan’ın “sanatçı”lara söylevini dinlerken, bu ünlü itiraf aklıma geldi. Bizimkiler de rahatlıkla “Eğlence ve magazin olmasaydı, ülkeyi zor idare ederdim!” diyebilirler!
Masanın etrafında “sanatçı” titriyle oturtulanlara bakıyorum, çoğu eğlence-şov dünyasının şarkıcıları, türkücüleri, dizi oyuncuları, magazin basınının aşklarını, cinsel yaşamlarını, giydiklerini, yiyip içtiklerini tefrika ettiği insanlar! İçlerinde “sanatçı” titrini gerçekten haketmiş olanları, yüreklice bazı ülke gerçeklerini ortaya koyabilenleri tenzih ederim ama çoğunluk bu! Hâttâ, “sanatçı” denildiği için, yaşam tarzları ve sunumları nedeniyle halkımızın sanatı-sanatçılığı “kötü” bir şey zannetmesine neden olanlar bile var! Ama, masanın etrafında nedense, uluslararası alanda başarılara imza atan, gazino – tv eğlendiricisi evresini geçerek çoktan “sanatçı” nitelendirmesini haketmiş bir icracımızı, bestecimizi, ressamımızı, yönetmenimizi, sanat kurumu yöneticimizi göremedim. Belkide kamera herkesi yeterince göstermedi! Herhalde “zihniyet” böyle bir seçimi gerektiriyor! Sayın Başbakan bu tür toplantıları sürdürecekmiş, bakalım sonrakilerde kimleri göreceğiz?
Geçen hafta Hırvatistan’ın Cumhurbaşkanı olarak bir klasik müzik bestecisi – hukukçuyu seçtiğini sizlere duyurmuştum. Bu haftaki yazıya da “bizden” bir saptamayla başlamış oldum. Oysa, size İzmir ve Ankara’da sahnelenmeye başlanan iki operadan söz edecektim.

İZMİR’DE BAŞARILI ŞANCILAR
Sahne sanatlarında, bazen yaratıcı kadrolar gözlerini kendi dünyalarına çevirerek tiyatro yaşamı, sanatçıların toplumla ilişkileri gibi konulara eğilmişlerdir. İzmir’de, dünya prömiyerinden 108, Ankara’daki Türkiye prömiyerinden 35 yıl sonra sahnelenmeye başlanan, librettosu Arturo Colauttu tarafından kaleme alınmış, Francesco Cilea’nın “Adriana Lecouvreur” operasının temel konusu aslında “aşkın insanlara neler yaptırtabildiği”dir. Operaya adını veren şarkıcının, kendini gizleyen bir asilzadeye olan aşkı, aynı adamın maşuku bir başka asil kadının da aşkı için cinayeti göze alışının öyküsü…
Yapıtı, geçmiş operalarını yalın bir dille ele alarak dikkatin oyunculuk ve müzik üzerinde yoğunlaşmasını sağlayan tarzıyla öne çıkan Aytaç Manizade sahneye koymuş. Rusalka’da da birlikte çalıştığı, Tayfun Çebi ekolünün genç sürdürümcüsü Çağda Çitkaya’nın, rejisörün anlayışı doğrultusunda yaptığı, her perdeyi, diğerinden simgeselci yaklaşımla ayırdığı yalın tasarımı başarılı buldum. Başka rejisörlerinin Elhamra sahnesi için“burada olmaz” diye uygulamaktan kaçındığı projeksiyon kullanımı bile Manizade-Çitkaya ikilisince uygulanmıştı. Müfit Özbek’in temiz ışığıyla, dört perdelik öykü
“Adriana Lecouvreur” tam bir “solistik opera”. Cilea’nın yer yer Puccini’yi andıran tarzı, “light motif”leri ustalıkla kullanışı, dramanın iyi hissedilmesini sağlayan lirik ve derinlikli müziği, şef Tulio Gagliardo Varas yönetimindeki orkestra tarafından mükemmel icra edildi. “Adriana Lecouvreur” tam bir “solistik opera”. Türkiye’nin önde gelen, en kaliteli sopranolarından biri olarak gördüğüm Birgül Su Ariç, deyim yerindeyse hârikalar yarattı. İzmir’in kıdemli tenoru Aydın Uştuk, kendine özgü rengi olan sesi ve tekniğine, sahne becerisi ve deneyimini ekleyerek ana ikiliyi tamamladı. Deneyimli bariton Gökhan Koç, canlandırdığı, gizli aşkı ile baba sevgisi arasında bocalayan karakterde, hem sahne, hem ses olarak Ariç-Uştuk ikilisince yakalanan düzeyi pekiştirdi. Aşkın canavarlaştırdığı prenseste, İstanbul’un genç mezzosu Sitare Çelebi, tıpkı Aida-Amneris’te olduğu gibi başarılı bir ses ve tiplemeyle geleceğin olgun mezzosunun işaretlerini gönderdi. Tenor Hüseyin Genç ve basbariton Erdem Akyüz, yardakçı ile prens tiplemelerine gayet iyi oturmuşlardı. Yapıtta sadece Şenay Sönmez’in koreografisiyle yerleştirilen baleyi fazla abartılı bularak yadırgadım. Gülay Korkut’un giysi tasarımı, dansçılar dışında, hem dönemin pastel renkler ve abartısız çizgilerle stilize edilerek yansıtılması, hem de oyuncuların hareket yeteneklerini engellememesi açısından başarılıydı. İzmir dinleyicisi prömiyer akşamı uzun alkışlarla yaratıcı ve icracı kadroyu ödüllendirdi.

OPERAYA ALIŞTIRMA GAYRETİ
Ankara’da sahnelenen “Tiyatrodaki Entrikalar” ise tümüyle tiyatroda geçen, benim Türkçe isim olarak “Sanatçı Kaprisi”ni daha uygun gördüğüm, tüm dünyada Viva La Mamma olarak bilinen Geatona Donizetti’nin komik operası… Bilinen, tanınan adıyla sergilenebilmesi için, edisyonu elinde bulunduran yabancı şirketin eski hesapları da işin içine katarak büyük bir meblağ istemesi nedeniyle, notalar bir başka edisyondan sağlanınca, yapıt “Tiyatrodaki Entrikalar” adıyla sergilendi.
Yoğun ve derinlikli operalardan hoşlananlara çok “hafif” gelecek, daha opera izlemeye yeni başlayanları ise çekebilecek, gülünçlü bir yapıt. Operanın yeni izleyici kazanması için, ağır klasiklerin yanısıra repertuarı bu tür yapıtlarla renklendirmenin gereği yerine getiriliyor. Ne yazık ki İtalyan rejisörler
Alberto Paloscia ile Sergio Licursi’nin ortaya iyi bir iş çıkardığını söylemek mümkün değil. Şarkılar İtalyanca özgün librettoya göre söylenirken, konuşmaların Türkçe oynanması, bizimkilerin araya sıkıştırdığı “tuluat”larla dinleyici yapıttan eğlenmiş olarak ayrılıyor.
Yapıtı, Alman şef Raoul Grüneis hazırladı, orkestradan elde edilen sonuç çok iyi, müzik keyifle dinleniyor. Komedi bağlamında bariton Arda Aktar, Agata Ana’da kadın kılığında sesine iyi oyunculuk ekleyerek, yapıtın başat ögesi oluyor. Öteki rollerde soprano Çiğdem Önol ve Sema Özer, tenor Murat Karahan, bariton Levent Akev ve Serhat Konukman görevlerini yapıyorlar.
Ankara DOB şimdi yaşayan ikinci kuşak bestecilerden Sabahattin Kalender’in (d. 1919) Cem Sultan operasını sergilemeye hazırlanıyor.
www.kahramankaptan.com

No Comments

Comments are closed.

291